26 Ağustos 2009 Çarşamba

Denizli kaçamağı...

Geçtiğimiz hafta işten güçten fırsat bulup beni ısrarla Denizliye çağıran arkadaşıma ziyaret imkanı buldum.Kendisiyle Denizlide yaşadığım dönem başlayan arkadaşlığımız uzak şehirlerde olmamıza rağmen bugünlere kadar geldi.

Dilek,bigün benim için ilk ameliyatım sayılacak ufak bi operasyonda kimsem yokken yanımda kalmış vefasını sergilemişti ki hiç unutamam.Zor zamanlar,ölçü oluyor gerçekten bazı ilişkiler için...
Güzel yüreği nedeniyle kendisiyle sohpetimin Onu terapi ettiğini,hayatta rahatlatan tek şey olduğunu ısrarla ifade edip duran bu arkadaşıma bana Denizliyi bütün güzel yerleriyle birlikte gezdirdiği ve gününü benimle paylaştığı için çok teşekkür ederim tekrardan...


Tazekahve,hep hayali bir bölgede kalsın akıllarınızda isterdim,cinsiyeti olmasın,şekli şemali hep muallakta...Ama bu resimle cismimi de ifşa etmiş oluyorum nihayet.Arabayı kullanan arkadaşım Dilek.Fotoyu eşi Musti beyler çektiler efendim...

Yemeği Denizlinin meşhur Teraspark'ında yiyelim dedik,burası da terasın boydan görünümü,bu şöhrete çok layık gelmedi bana ama duyduğuma göre Denizli halkı çok benimsemiş bu alışveriş merkezini...Bu merkezin en üst katından bi kare alayım dedim ama Dilek'in son anda müdahale eden eli fotonun yarısını gasp etti :) Geri kalan yarısının bana anımsattıkları ise; bu katlarda ,o mağza senin bu mağza benim koşturup duran iki kendini bilmez kız arkadaş vardı geçen pazar,evet onlar bizlerdik :)
Uzun zamandır yemediğim lahmacun yemek istedim daha sonra ,Dilek te aynısından yedi.Yaşadığım yerde lahmacun yapan bi yer olmayışını varsa bile araştırmadığımı düşündüm yerken,ben çok severim lahmacunu,hem de bol acılıı :)

Hava kararmadan Karahayıt'taki otele giriş yapmak kaygısına düşüp Pamukkale'yi gezemedik.Dolu dolu bi gezi için 24 saat yetersiz kalıyor çoğu zaman,bizim de böylesine bi vakit kıtlığı yaşadığımız gündü o gün.Pamukkale 'ye dair sadece yolda giderken çekebiliğim bu kare var elimde.Affedin bu kötü blogçuyu :))


"Kırmızı su" diye anılan şifalı suyuyla meşhur Karahayıt'tın çarşısından bir kare.Pansiyoculuk ,burda gelişmiş bir sektör halini almış...Sıradan ev görünümlü pansiyonlar önünde oturan brezilya dizilerinden fırlamış kadınlara benzer halleriyle fasulye ayıklayan,torunlarına bakan yaşlı teyzeler bi ellerinde sigara müşteri çekmeye çalışıyorlar pansiyonlarına.Klimalı ve sıcak sulu oda fiyatı ortalama 30-35 tl. arası.Bol miktarda havlu ve Buldan işi satılmakta çarşısında.
Çarşı demişken bunu da paylaşmasam olmazdı.Bu bir kuyumcu vitrini değil,çarşıda bir tezgah sadece.O kadar sarılar ki aynı gerçek altın gibi :)Önce kim takar bunları diye düşünecek oldum ,sonra aklıma bir arkadaşımın böyle sahte bilezikleri altın diye takıp etrafa hava atan kadınlar tanıdığını anlatışı geldi...Hayatımda bu kadar saçma şey duymadım demiştim Ona.Bi yandan bunu hatırlayıp diğer yandan sizler için bi kare alayım dedim.Blog hizmeti efemm :))


Geceboyu sohpet olmazsa olmazlarımızdan malum,"evim" dergileri de eşlik etti bize.
-Bilge bak şu nasıl sence benim eve bunu nasıl uyarlarız kuzum ?
-Hmm..güzelmiş senin hani mutfak kısmındaki boşluk var ya .....v.s. v.s.

Sevgiler herkese :))

14 yorum:

  1. o altınları görünce kuyumcularıyla ünlü çarşısı var falan sandım ama sahteymiş :))
    güzel bi gezi olmuş.

    YanıtlaSil
  2. ne kadar güzel insanın arkadaşı dostu gibi yok vallahii..
    güzel dostlarla kalman dileğiyle

    YanıtlaSil
  3. Kısa ama dolu dolu geçmiş ne güzel...

    YanıtlaSil
  4. Ne güzel bir gezi olmuş,sefan olsun arkadaşım..Bu arada seni gördüğüme memnun oldum,pek güzel bir hanımefendiymişsin...
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  5. canım arkadaşım asıl sen bana gününü ayırdığın için ben teşekkür ederim.tadı damağımda kaldığı harika bir gün oldu.Özellikle geceboyu sohpetimiz ve .en kısa zamanda tekrarlayalım,çok öpüyorum,sevgiler canım..."

    YanıtlaSil
  6. Seyhan,kuyumcu falan yoktu bile ama imitasyon tezgahı es geçmemişler işte :))

    İçimdeki yolculuk,gerçekten öle bilmukabele canımın içi...

    Marifetli peri,hakkaten öle oldu canm :)

    Tatesal,güzel bakmışsın canım da ondan.Çok teşekkürler ...

    Dilekçim evet tekrarlayalım canım,benim de tadı damağımda kaldı,öpücükler şeker...

    YanıtlaSil
  7. Güzel blogunuza, maydanoz blog topluluğu arasında tanıtımı için bir sayfa ayırdım, selamlar.

    YanıtlaSil
  8. Maydanoz,çok teşekkürler grubunuzu daha yakından tanımak için bakıyorum hemen,sevgiler...

    YanıtlaSil
  9. Taze Kahvecim ne güzel bir gün geçirmişsiniz. Denizli ve Karahayıtı ben de yıllar önce gezmiştim. Güzel yerler gerçekten. Sonunda cismini de görebildiğim için mutluyum :)Sevgiler...

    YanıtlaSil
  10. Esincim,evet gezilesi yerler gerçekten...Önce ismim sonra cismim aldık başımızı gidiyoruz :))

    YanıtlaSil
  11. Merhaba...Denizliye kadar gelmişken bizlerede uğrasaydın(MANAVGAT-SİDE)
    şuan saat 03,03 canım lahmacun çekti vallahi.
    Afiyet olsun.

    SEVGİLERİMLE...

    YanıtlaSil
  12. Canımcım oralara da gelirim belki birgün,saat de pek ilerlemiş lahmacun bulmak baya zor olur o saatte ama neyse :))Sevgiler canım...

    YanıtlaSil
  13. merhaba canim bende bir Denizli'li olarak kefiyle okudum yazilarini...

    boyle dostluklar ne guzel keyif verir insana...

    banada beklerim canim...

    YanıtlaSil
  14. Mutfaktakizaman,evet haklısın gerçekten çok keyifli.Demek hemşerisin bizim Diloşla.Bakıyorum canım bloğuna,sendeyim ...Öpüldün şeker...

    YanıtlaSil

Sen de yaz bişeyler...