22 Şubat 2015 Pazar

Ciciler felam...

Size daha önce de söylediğim gibi son günlerdeki yeni tutkum, "otantik takı tasarımı"
Ne trend bi' söylem dimi şu ?
"Son günlerdeki tutkum" yani... Sanki bazı tutkulardan bazı tutkuların kucağına savruluyormuşuz gibi...
Esasen de biraz öyleyiz aslına bakarsınız :) Tutkularımız, coşku ve mutluluk katsın hayatımıza ama yaşam amacımızı unutturmasın rotamızdan saptırmasın ömür boyu inşaallah diyeyim yine de ben...
Neyse ya , felsefe kasamam bu yazımda çünkü bu kurdelalı cicili bicili bir hatun yazısıdır an itibariyle !

Blog dünyası kendi imalatım olan ve satışa sunduğum otantik takı tasarımlarımdan mahrum kalmasın maazallah  diye  bloğumda ara sıra takılarımı tanıtacağım sizlere bundan böyle :) Hatta tembellik etmezsem yan panele de bir "otantik takı tasarımlarım" başlığı da  açabilirim ileriki günlerde kimbilir. Yaparım ederim :)

Kendi imalatım olan takılarımın birer ismi de var ve sosyal ağlarda paylaşırken mutlaka bu isimlerini de yazıyorum açıklama kısmına. Çünkü sahibiyle özdeşleşecek bu isimleri bilmesi gerek satın alacak kişilerin dimi ama ? :) Şu anda da fotolarının altına bu açıklama yazılarını da ekliyorum sizler için :)
Yea ben bu işi seviyorumm !

 Yanar dönerli kumaş üzerine çalıştığım bu bilekliğe "Karmen'in bilekliği" adını koyduk efem. Evet bundan sonra bütün çalışmalarımın bir adı sanı olacak Allah'ın izniyle. Bunlardan bazıları okuduğum kitaplardan bazıları da hayal dünyamdan kopup gelen isimler...Bu bilekliğime İspanyol kızlarından esinlenerek bu ismi koydum. Onlar geleneksel kıyafetlerinde dantelsiz yapamazlar bilirsiniz. 
smile ifade simgesi
 Takı olayında avize gibi dolaşmayı seven kadınlar tamamen hedef kitlemin dışında. Takı bana göre sempati ve zerafet ikilisinden örülü bi aksesuardır ve estetik olması için illa şangırdaması da gereksiz bir şeydir. Ben böyle düşünen kadınlar için takı imal etmeye devam ediyorum.Bu modelin adı da "Rozi nin bilekliği"
smile ifade simgesi 

Kadife üzerine iğne oyası bileklik.Bu modelin adı "Saraylı kızın bilekliği" Kendi tarzını bulmak isteyen buraya gelsin.Dandirik plastiklere daha fazla öderim diyenler de moneyleriyle vedalaşsın... 

Tanıtım yazılarım biraz abzürt ama ben de öyleyim napalım bunu herkes bilir :) 
Tasarımlarımı 3 er  3 er paylaşıyorum çünkü 3 iyidir :) Şimdilik bilekliklerle başladım ama yelpaze genişleyecek sanıyorum önümüzdeki günlerde... 

Ve yine naftalinli bir şarkıyla veda etmek gerekirse bu kez tercihim şudur... Hoeebaa !! :)) 





Affetmem valla ona göre  !

Görüşmek üzere blogcanlar ! :)


8 Şubat 2015 Pazar

Nostaljik şişe

Bakıyorum şu tarihe en son 20 Ocak ta yazmışım ama bana göre sanki yıllardır yazmamışım gibi özlemişim bloğumu :) Artık anladım ki ben bu bloğu asla kapatamıcam sanırım :) Neyse kapatma gibi bi derdim de yok zaten... 

Genelde olduğu gibi şu aralar da yine çok yoğunum dostlar. Gano excel girdi hayatıma ve yeni insanlar yeni ortamlar da beraberinde... :)  Gano excel de nedir diyenler olursa Google amcaya bi soruversinler, yine de detay isteyen olursa ben de yardımcı olurum tabi :) Ve de Pinterest hanım teyzeyle de akraba olmak üzereyiz şu ara. Tabi bununla birlikte ben de geri dönüşüm işlerine bir el attım ki sormayın gitsin. Gelsin yeni ev dekorları, takılar ve bir sürü ıvır zıvır ciciler... Takı demişken önümüzdeki günlerde kendi imal edip satışa sunduğum takılarım çok yakında bloğumda haberiniz olsun :) 

Şimdilik altta gördüğünüz eski cam şişenin değişimine ait fotoyla idare edin. Eski dantellerle süslediğim yeşil nostaljik cam şişe, bugünlerde evimizdeki ilgi odağının tam merkezinde. Daha planlarımda neler var neler ama :) Yeter ki Mevla sağlık sıhhat afiyet versin inşaallah :)


Kırtasiyeden aldığım kuvvetli bir yapıştırıcı ile monte ettiğim eski dantellerin üzerine krem bir kurdela ile cilasını yapınca hoş bir ev dekoruna kavuştum. Ayrıca kapağına da yaptığım eklemelerle mutfakta sağlıklı bir saklama kabı olarak da kullanılmasına kapı aralamış oldum. Boş şişeleri ve eski dantelleri olanlara söz konusu kombinasyon ısrarla tavsiyemdir...

Ve kapanışta nostaljik şişeye nostaljik bir şarkıyla eşlik edeyim tam olsun bari. Canımın içi bir cana dinlettiğimde "Bilge resmen şarkıdan naftalin kokuları yükseliyor" deyip de beni kopardığı şarkıdır hani bu :) 

Dinleyin bakim şunu plz :) 




Benden haberler şimdilik bu kadar blogcanlarım.Çok uzatmadan dönüp gelip size takı tasarımlarımı anlatıcam kaybolmayın bi yere tamam mı ?

Hadi gittim ben :) 

20 Ocak 2015 Salı

Beş Şehir

Eskilerde insanların gezip dolaştığı yerleri güzel bir dille anlatması, şimdilerdeki gibi janjanlı tv programlarıyla değil kitaplarla, seyahatnamelerle ve hatıratlarla olurmuş. Görsellik de mutlaka önemli tabi ama ben zengin bir dille yapılan tasvirlerin de beyin nöronlarını beslediğine inanıyorum fazlasıyla... 

İşte "Beş Şehir" bunlardan biri. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın kaleme aldığı bu eserde Ankara, Bursa, Erzurum, Konya ve İstanbul'un geçmişine uzanmak isterseniz hoş bir gezintiye çıkmış olursunuz...
Türk edebiyatının duayenlerinden biri anlatsın size, siz de dinleyin bence... 
Tavsiyemdir herkese :) 


Ve bir alıntı :

"Erzurum'a üçüncü gidişim İkinci Cihan Harbi 'nin son yıllarında idi. Yataklı vagonda yolculuk şüphesiz çok rahat bir şey. Fakat insanı garip bir surette etraftan ayırıyor, adeta eski manasında yolculuğu öldürüyor. Bir mermi gibi sağla solla temas etmek fırsatını bulmadan gideceğiniz yere sadece yanınızda götürdüğünüz şeylerle varıyorsunuz.Falan istasyondan üzülerek veya sevinerek biniyorsunuz, bir başkasında esneyerek iniyorsunuz. İkisinin arasına, kitaplarınızın, her günkü endişelerinizin içinden, ancak şöyle bir göz atılabilen bir iki manzara girebiliyor.
Asıl yolculuğu galiba üçüncü mevki vagonlarda aramak lazım. Gerçek hayatı halk arasında aramak lazım geldiği gibi... Çünkü orada insanlarla en geniş manasında temas var."


Sevgiler herkese...

11 Ocak 2015 Pazar

Frapan Bilezik

Bloğumun "sende yap şunu" köşesi ne zamandır durgun bir haldeydi. Nihayet bi kıpırtılar gösterdim ve biraz da bu köşe için tasarladığım geri dönüşüm bileziğimi paylaşmaya karar verdim. 

Üzeri demir zımbalı bir kıyafet aksesuarı ne zamandır atıl vaziyette dikiş kumaşları arasında bekliyordu. Gel bakalım dedim ona bi gün :) 

Orta kalınlıkta bir teli bileğim ölçüsünde çember hale getirip ucunu birleştirdikten sonra biraz elyaf sarıp bağladım. Ve söz konusu zımbalı kumaşı sarıp içe gelecek kısımdan iğneleyerek dikmeye başladım... 
İşte bileziğim :) 
Tarzı biraz frapan oldu bana gelmez ama bu tarzı benimsemiş olan sevgili bir arkadaşıma hediye ettim ve çok mutlu olduğunu görmek en az bileziği yaparkenki kadar mutluluk verdi  :) Sizler başka kumaşlarla da deneyebilirsiniz tabi... 

Böyle şeyler yaptığımda ardından hep şamatalı bir şekilde kendimi över ne kadar becerikli olduğumdan filan bahsederdim de artık yapmıyorum öyle şeyler farkındaysanız. Sanırım olgunlaşıyorum. Ve sanırım olgunlaştığımı söylerken de bir parça kendimi övdüm şimdi değil mi :P 

Neyse daha fazla batmadan gideyim ben, sevgiler öpücükler hatunlarım :)

6 Ocak 2015 Salı

Osmanlı'dan Cumhuriyet'e nasıl geçildi ?

Her satırını merakla tükettiğim bu kitabı herkese tavsiye ediyorum. 
En sonda söyleceğim şeyi ilk başta söyleyip de rahat etmek istedim.
Cemal Fedayi isminde bir akademsiyenin kaleme aldığı kitap tarihsel arşiv ve hatıratların derlenmesiyle ortaya konulmuş.



Yakın tarihimizi hep bildik ağızlardan bildik söylemlerle ezberleyerek büyüdük ya hani ? Bu kitapla her şeyi yeni baştan öğrenip yeni baştan düşünme ve muhakeme etme fırsatına sahip oluyorsunuz. Belli kıskaçlar altına girmeden hayal etmeye çalıştığımız bazı kritik ülke kararlarımızın da olası farklı sonuçları hakkında da beyin fırtınası yapma imkanı buluyorsunuz böylece. Özellikle ülke rejiminin değiştiği 1920-1924 yılları arasına büyüteç tutan kitapta bazı stratejik gerçeklerin nasıl ustalıkla arka plana atıldığını da müşahede etmiş oluyorsunuz. Benzeri çalışmaların artmasını temenni ediyoruz... 

Uzun uzun içerik detaylarına girmek istemiyorum şimdi ama sadece şu sorunun hatırına kitaba ilginizi çekmek istiyorum : 

Ya her şey bize öğretildiği gibi değilse ? 

Selamlar dostlar...

26 Aralık 2014 Cuma

Öhö öhöm !


Blog alemini bilirsiniz ( bilmiyorsanız da öğrenin ), bir bloğunuz varsa öyle başına buyruk yaşayamazsınız. Belli aralıklarla gelip rapor vermeniz, çiçekleri sulamanız ve pencereleri açıp ortamı havalandırmanız gerek. Hayatınızda önemli bir atraksiyon oldumu da en sakilinden abartılı çığlıklarla bunu aleme ilan edeceğiniz yer yine bloğunuzdur. Kişisel hayatın sanal aleme iyice ortaya karışık salata olduğu şu dönemlerde ben de gündelik yaşantımdan detayları fotoğraflar eşliğinde (bilindik star havasıyla) öhöhö! diyerekten bloğuma aksettirmekten gurur duyuyorum. Yok yea gurur felan. Yazıyorum işte, oturun okuyun bi ara. 

2014 üm de böyle geçti işte ahali !

Güne mutlaka sıcak limonlu suyumu içerkene bana eşlik eden dergilerimi okuyarak başlıyorum... (Semerkand Dergi gurubu  tabe)


İşte bu şarkıyla başlayan müüzük listemi açıp sabah sporuma başlıyorum sonra... Sever misiniz bunu ?


Ve kahvaltıya başlamadan önce açıyorum Yuutub arşivinden bi Esra Elönü "Arafta Sorular" bölümü. O'nun konuklarıyla alengirli sohbetlerini dinlerken günün ilk öğününü çoktan tüketmiş oluyorum.
Kahvaltımı yaparken birilerine el sallamam icap edebiliyor tabi ara sıra... 

Sonra bazen elime dandik el işleri alıp gündemi arka plana atıyorum... El yeteneklerim de en az düşünsel yetilerim kadar ileri ve keskinse ben napabilirim ki ama ? 
Ve bazen yaşadığım ufak kasabada gideceğim güzergahtaki insan manzaralarını çekiyorum... Aysel teyze koyununu otlatırken Kur'an'ını okuyor bi yandan...Canım yea... 
Yakın şehirlere yaptığım yolculuklar da az değil... İzmir, Denizli, Aydın... Bunlardan bazıları...
Buralarda da bazen şehir manzaralarını...
Bazen de doğa manzalarını çekip sosyal ağlarıma meze yapıyorum... Mesela bu foto İzmir Karşıyaka'da çekildi. Balıkçıllara simit atarkene...

Buralardayım dostlar, sevdiklerim de yanı başımda ve bulutlar da başımın üstünde... 
Yani her şey yerli yerinde.
Hadi görüşmek üzere :) 



13 Aralık 2014 Cumartesi

Sıkıldığım Şeyler

Şimdi buraya sıkıldığım bazı şeyleri yazıcam ama hiçbiri şikayet anlamı taşımıyor.

Yani demem o ki, evet bu şeylerden biraz sıkıldım ama benimle beraber olmaya devam edeceklerse eğer Allah en güzelini bilir. Nokta.

Nedir peki onlar ?


  • İçinde yaşadığım bu mendil kadar kasaba. (Kullandığım kısmı daha da ufak aslında)



  • Bünyeme yapışık olan "empati" şeysi.(Ameliyatla kurtulacağımı bilsem bi an düşünmezdim)



  • Youtube'daki müzik listem.(Hepsi kült.Tavernaya geçiş yapasım var tövbeler olsun)



  • Hayatımdaki bazı insanlar. (Bu çok acı, hiç girmeyelim)

  • Severek okuduğum yazarların intihar ederek yaşamlarına son vermiş oldukları gerçeği. (Aklı başında sandığım koca koca adamlar oysa)



  • Popülarite. (Bi kesim tarafından sürekli pohpohlanan ruhum buna daha ne kadar dayanabilir :P)



  • Donan filmler.



  • Düzensiz yaşam temposu. 



  • İnsanların bitmez tükenmez "kahve keyfi".

  • Türk medyasını işgal eden hamaset siyaseti.



  • Facebook. 



  • "Lütfen numaratörden sıra alınız" cümlesi. (Son günlerde çok fazla yaptım.)



  • Yakında başlayacak olan miladi yılbaşı zırvalıkları.(Daha başlamadan sıktı düşünün artık)



  • Tuvalet terliğinin ıslak olması.



  • İçimde sivrilen sesleri çoğu zaman daha derinlere şutlama eğilimi.



  • Okulda okuduğum tarihle iddia edilen tarih arasındaki uçurumsal farklılıklar.



  • Kişisel gelişimciler.

  • Mutfakta sürekli un kurabiyesi yapmak. (Başka şeyler de denemek istiyorum ama un kurabiyesi önemli önce onda ustalaşmalıyım.)



  •  Sürekli telefonla arayan ttnet müşteri temsilcileri.



  • Genç kız egosu.

  • Çocuklarıyla sürekli övünen ebeveynler ve diğer yandan aile büyüklerine saygısız çocuklar/gençler.



  • Zamanın çok hızla akıp gitmesi, bitmesi, tükenmesi....





Dur "zaman" demişken ; bari şunu bi dinleyeyim de...



Şimdi  daha iyi gibiyim :) 

Hadi sonra gelicem inşaallah ben yine...