Ramazan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ramazan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Temmuz 2014 Cumartesi

Bir iftar daveti...

O'nunla bir iftar davetinde bir araya geldik önceki akşam. 

Ağır ablalarımızdan... 

Yanında falso yapmamaya çalışıyoruz filan.

İftar yapılıyor hep birlikte...

Bütün gün oruçluyduk, çay keyfi biraz da muhabbet hakkımız söke söke alırız modundayız.

Ablamız bizden kopuk... Eline kutsal kitabı alıp çekiliyor bir kenara.

Sabrediyorum sabrediyorum, dayanamıyorum.  (Dayanamayacağımı biliyordum) 

-E ama Ayşe hatun ? Biz muhabbet ederken sen Kur'an mı okuyacaksın şimdi ? 

Gülümseyerek başını kaldırıyor :

-Bugünler çok değerli, bir daha gelip gelmeyeceğini bilmiyoruz, Kur'an'ın bir harfine on sevap yazılıyor malum.Kaybedecek zamanımız yok.Rahmet yağmuru yağıp dururken neden mahrum kalalım ?  Hem yatsı okunur okunmaz hemen evlerimize hadi bakalım. Çayı her zaman içer, muhabbeti her zaman ederiz nasıl olsa.Ama  Ramazan geceleri bu işler için heba edilecek kadar değersiz değil. 

Sonra gidip yanaklarını öpünce ben, O'nu çok özlediğimizi ve bize biraz sohbet etmesini isteyince,balkona doğru çekiştirip en güzel yere oturtunca, çayını da emirvakiyle gidip hızlıca doldurarak yanına koyunca...

Biraz sohbet ediyor bize, uzak diyarları, iyi insanları, iyi istikballeri anlatıyor. Çizdiği tabloya bakarken yudumluyoruz çaylarımızı. Kafamıza takılan soruları sorup aydınlanıyoruz. Balkon serin, bütün günün hararetini  yaşamamış gibiyiz.

Çayların son yudumlarına vedaları iliştirip acele dağılıyoruz sonra. Bir an önce evlere varıp ilahi satırlara dalalım istiyoruz, rahmet yağmuruna ya da  :) 

Bir iftarı da işte böylece geride bırakıyoruz... 



30 Temmuz 2012 Pazartesi

Slumdog millionaire

Bugünlerde hayatımı bir kaç kelime ifade edebilir diye düşünüyorum. Nedir onlar ?
Kitap, oruç, sinema ve de su :) Su konusunda genişce bir ortak tabanımız var değil mi dostlar ? Gerçekten yaz aylarına denk gelen Ramazan günleriyle birlikte ne kadar da büyük bir vazgeçilmez olduğunu yeniden hatırlıyoruz H2O mucizesinin. Geçtiğimiz günlerde okuduğum bir makale tamamen yanıcı olan Hidrojen ve Oksijen moleküllerinin bizler için hayat kurtarıcı bir serinleticiyi meydana getirmesine dikkat çekiyordu ki gerçekten çok ilginç. Neyse lafı çok uzattığımı farkettiğim şu iftar saati sonrası H2O keyfimi icra ederken herkes gibi sizlere geçtiğimiz günlerde izlediğim filmleri anlatacağım.Tabi ki yine keyifle ;)

Cesaret konusunda çok pis gaz veren bir macera aksiyon filmiydi bu.Açlık oyunları. Herkes beğeniyle izlediğini yazıp çizmişti , gerçekten ben de çok beğendim. İzlemeyen varsa hala hararetle öneririm , hemen izlesin , hiç vakit kaybetmesin ! :)
Katniss olmak,ne kadar zor ama ne kadar da muhteşem hissettirirdi kimbilir ...



Hikaye gerçek hayattan alıntı diye aklımda kalmış. O heyecanla izledim sonuna kadar. Filmin adı, Milyoner . Temasına hakim olan sadakate, azime ve özgüvene hayran ola ola izledim.Sonunda öğrendimki yokmuş böyle bir hikaye :) Ama film yine de muhteşem , öykü ve kurgulama çok hoş. İzlemeyenler alsın listesine bunu da :)
Bu filmin afişini ilk gördüğümde hemen "geçiniz" dedim. Vakit kaybı olduğu o kadar belliydi ki , kaybedemem vaktimi diye geçirdim içimden. Sonra afişte Çağan Irmak ismini gördüm ve de tabi ki anında çark ettim :) Ne var ki bir kaç hoş detay dışında ilk intibamı boşa çıkarmayan bir iş olduğunu anladım film sonunda. Ahtapot sahnesi dışında Çağan'a hayranlığımın perçinlendiği bir an olmadı film boyunca. Neyse zaten yeterince hayranlık söz konusu Çağan için şu yaşta , fazlası göz çıkarırdı belki de :) Çok tavsiye edemeyeceğim bu filmi dostlar o kadarını söyleyeyim ...

Dediğim gibi günler sinema kitap ramazan vesair etiketlere dolanmış vaziyette akıp gidiyor ve her şey rutininde benim cephede. Peki ya sizde ?

Sevgiler herkese :)

23 Ağustos 2011 Salı

Tetikte miyiz !!!?

Canlarr !! senede sadece ve sadece 1 kere gelen ,tüm senenin gafletini günahlarını yükünü hafifletme şansı veren...o bildiğiniz duaya icabet kapılarının açılıverdiği muhteşem gece...Kuran da bin aydan hayırlı diye bastıra bastıra altı çizilen gece...Belki bu gece ! Belki de diğer tek gecelerde ...Belki kuvvetle muhtemel denilen 27. gecede...
Her ne olursa olsun bu geceyi ucundan kıyısından yakalama ve ihya etme , nasibinden faydalanma derdiyle "gözleri dört açma" günlerine girdik Ramazanda...Yani son 10 güne... :)

Dualarımız...tüm ruhumuzla hayal ettiğimiz isteklerimiz...
Yapmasaydım da ölseydim dediğimiz günahlarımız...
Yok mu ?
Hepimizde var , bazılarımızda fazlasıyla ... Ne kadar fazlaysa o kadar gayret ve ibadet inş.
Tetikte olup övülen bu geceyi yakalamayı nasip etsin Mevlamız...

Ve biraz bilgi ;

Kur’ân-ı Kerîm’de medhedilen en kıymetli gecedir. Kadir gecesinin fazîleti, üstünlüğü (bin aydan daha fazîletli, kıymetli, hayırlı olduğu), bizzât Allahü teâlâ tarafından, Kadir sûresinde açıkça bildirilmiştir.Kur'an-ı Kerim'de Cenab-ı Hak, bu mübarek gecenin kıymet ve faziletini şöyle beyan buyurmaktadır:

"Biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır.. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner dururlar. O gece, esenlik doludur. Tâ fecrin doğuşuna kadar."

Resul-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz buyuruyor:

"Kim Kadir Gecesi'nde inanarak, ihlas ile o geceyi ibadetle geçirirse, geçmiş günahları bağışlanır."

"Kadir Gecesi yatsı namazında cemaatte hazır bulunan, ondan nasibini almıştır."

Müminlerin annesi Hz.Aişe (r.a.) şöyle diyor :

-Dedim ki: Ya Resullullah, Kadir Gecesi'ni bilirsem onda ne şekilde dua edeyim? Şöyle buyurdu:

- Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü anni. (Allah'ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.)

Peygamberimiz (sav) buyuruyor:

"Kadir gecesinde bir defa, Kadir sûresini okumak, (başka zamanda) Kur’ân-ı kerîmi hatmetmekten daha sevâptır. Bu gece koyun sağma müddeti kadar namaz kılmak, ibâdet etmek, bir ay her geceyi ibâdetle geçirmekten daha kıymetlidir."

Bu mübarek gecede dua sünnettir. O icabet vakitlerinden birisidir. Süfyan-ı Sevrî demiştir ki, o gece dua etmek,namaz kılmaktan daha sevaptır. Kur'ân okuyup da dua ederse güzel olur.

İbnü Hacer Heytemî Tuhfetü'l-Muhtâc'da der ki:
"Kadir gecesini görene, saklaması sünnettir. Onun kemâliyle faziletine ancak Allah Teâlâ'nın bildirdiği kimseler nail olur."

Peki ne zaman ?

Ulemanın ekserisi "Leyle-i kadir ramazan ayının yirmi yedinci gecesidir." demişlerdir. Bu görüşün sahibi bulunan ilim adamları delil olarak şu hadis-i şerifi göstermektedirler: "Leyle-i Kadir, yirmi yedinci gecedir."


Bu nakli delile ilaveten akli bir delil ile mevzûu daha belirgin hale getirmek istiyorum. Süre-i celilede (Kadir Suresi) "Leylet'ül Kadri" lafzı üç yerde geçmektedir. Bu lafzın harfleri dokuz tanedir. Bu sayıyı üçle çarptığımız zaman çıkan yekün de yirmi yediyi göstermektedir. (3)

Güzel bi sözle de bağlamak gerekirse , Ulemanın çoğunluğunun söylediği şöyle bi söz vardır :

Her geceyi kadir,her gördüğünü Hızır bilmek gerek...

Dualarınızda beni unutmazsanız sevinirim dostlar diyesim var ama bencilliğim katık olsun istemiyorum bu posta :)

O konuda kafanıza göre takılın dostlar ,ama ne olursa olsun uyanık olun ! tetikte olun !
Sevgiler herkese ! :)

12 Ağustos 2011 Cuma

Mağfiret günleri başladı...


Bir milyon insan dizilse bi sıraya ...bana en arkada durmak düşer bu konuda ...Af kapısının adını dahi anmak yakışır mı bilmem ama geldim duruyorum işte yine kapında...

Tüm sözcükler samimiyetsiz şimdi , isteğim bariz ama gönlüm de dilsiz...

Hani çocukluğumda misafirlikteyken sehpanın üzerinde dururdu ya bi tabak kurabiye .En hayati meseleydi ya hani uzanıp bi tane almak benim için ... İşte aynı haldeyim Rabbim...

İstiyorum ama dillendirmeye yüzüm yok ,susuyorum,ikramını gözlüyorum ya saklım yok...

Af…İşte en güzel bi lokum gibi dudaklarımın arasında şimdi dolanıp durmakta . Onu telaffuza hadsiz o dudaklar ki çaresiz ,ne söyleyeceğinden habersiz,ruhumdaki sızıyla diliyorum…

Güzel bi bahçeye açılan pencere belki de “af” şimdi…Açılır mı kanatları pencerenin ,şu gafil halime belirsiz…O güzel bahçe rahmetin ya ,onu izlemek için dahi olsa af penceresinin önünde geziniyorum…

Hani seçici okur, süslü içi boş yazan yazarla gönülden dökülenleri mısralaştıran yazarı hemen ayırd eder ilkine teveccüh ederken ikincisine tenezzül etmez ya; ikinci yazarın üslubuna düşme gafletinden sana sığınarak istiyorum affı Allahım…

Ben anlatamam ama sen anlarsın ,ummam ben aslında ama sen affediverirsin diye …işte yine kapındayım Allahım…

Affet, Affet….

Ramazanda mağfiret günleri başlamış derler...İlk onu rahmet,ortası mağfiret,sonu cehennem ateşinden kurtuluş olan kutlu günlerin ihyası dileklerimle…

Sevgiler dostlar...

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Yine yazmış...

Dün gece,Senai abi o ılık sesiyle ," bi fon müziği rica edebilir miyim ?" deyince...
Yaptığım işi bırakıp dikkat kesildim ,Onu dinlemeye koyuldum...Ne iyi yaptım :)
"Senden önce gelenler geride neler bıraktılar neler ?" diye başladı ,dokunmadık kalp bırakmadığı muhteşem yazısına... bitirdiğinde benim için herşey yeniden başlıyor gibiydi :)
Ne diyebilirim ki; kalplerimizi avucunun içine aldın abimiz :)

Okuyunuz dostlar ...

Oturamadığı dairelerin pencerelerine hasretle bakan, asla gidemeyeceği tatil mekanları için iç geçiren, birlikte görünemediği güzeller için yanıp tutuşan sen; haberin var mı "Senden önce gelenler geride neler bıraktılar, neler!"

Arabasının kaportası çizildi diye öfkelenen, havalimanında VIP salonuna alınmayışına içerleyen, tuttuğu takımın büyük transferi gol kaçırınca kahrolan, sevdiği adam "tek taş" almadı diye küsen, ünlü olduğu halde herkesçe tanınmayışına bozulan sen; yürü git;"Senden önce gelenler geride neler bıraktılar, neler!"

Gözlerini vitrinlerin parıltısına kaptırmışsın, gönlüne şaşaalı hayatların albenisi taht kurmuş, senin kadar kültürlü olmadıkları halde senden daha konforlu yaşayanları kınamaya ayırmışsın rüyalarını bile, dar geliyor hırslarına evin, odan,işyerin, dişlerini gıcırdatıyorsan uykularında. Artık uyan ve hatırla ki"Senden önce gelenler geride neler bıraktılar, neler!"

Cemaatinin azlığına bakıp yazıklanan şeyh efendi, "beni televizyoncular çok arıyor, çıkınca reyting yapıyorum" diye diye kendisini kıymete bindiren hocaefendi, tweetter'de follower'ım çok değil diye dövünen araştırmacı, ‘face'de "beğendi"lerini artırmak için atraksiyonlar yapan hanımefendi, yazısı çok tıklansın diye olmadık başlıklar atan, kitabı ‘çok satanlar' listesine alınsın diye yırtınan yazar, her sözü alıntılansın, dilden dile dolaşsın diye bekleyen "kanaat önderi"; yürü git, "Senden önce gelenler geride neler bıraktılar, neler!"

Şöhretine, reytingine aldanma! Her gün bir parça daha unutulmaya doğru gidiyorsun. Günü gelince zaten büsbütün unutulacaksın. Kısa bir süre için morgda ağırlanacaksın, en fazla genişçe bir cenaze ilanında, büyükçe puntolarla yazılacak adın, başına güneş gözlüklü ama gönülsüz adamlar yığılacak, "anahaber"lerde ilk sırayı alacak, manşetleri işgal edeceksin ama hiç çare yok, bir yığın toprağın altına gireceksin! En fazla bir ansiklopedide, öğrencilerin zoraki baktığı soğuk bir madde olabilirsin. Onu düşün de, bir daha tekrar et: "Senden önce gelenler geride neler bıraktılar, neler!"

Nerede o kalabalıklara pervasızca sunduğun, billboard'larda yağmalatmaya heveslendiğin güzel yüzün? Nerede o bir bakışıyla yürekler hoplatan, kremlerle çevrili, farlara, rimellere, sürmelere lâyık gözlerin? Nerede kameralara son saniyede gönderdiğin o işveli bakışlar? Nerede o ele avuca sığmamalar, rüzgârda saçlarını savurmalar, ıslak dudaklı şuh fısıltılar? Nerede o benlikler, o kendini herkesten üstün görmeler? Beden çürüyüp dağılmış; o güzel gözlerin oyuklarına toprak dolmuş. Aklını başına al; fırsatın varken oku:"Senden önce gelenler geride neler bıraktılar, neler!"

Yanağını güzellerin yanağına koymakla övünme. Göz ucuyla bakıp dudak büktüğün o garipleri küçümseme. Semtine uğramaktan korktuğun, yanında gözükmekten utandığın fukarayı aşağılama. Sonunu düşün. Akıbetin hiç sürpriz olmayacak ki. Gün gelecek, onların sıcacık yüreğinden çıkıveren bir dua sevindirecek seni. Gün gelecek, karda kışta, küçümsediğin, kapında bile görmek istemediğin o adamlar sana Fatiha okumak üzere saf durur cenazende. Dost bildiklerin ise yüreksiz ve yakarışsız dikelmekle yetinirler cesedinin yanında. "Bu defa yırttık!" diye sevinirler en fazla. Bari o gün, senin ölmen hatırına bilselerdi: "Senden önce gelenler geride neler bıraktılar, neler!"

İsterse çok zengin ol, hesabın kabarık, kredi kartların limitsiz olsun. İsterse en lüks rezidansı mekan tutasın, borsada hızla yükselen bolca kâğıtların olsun. İsterse hayatın sigortalı olsun, kolundaki saat zamanı değil serveti göstersin, gerdanını paha biçilmez mücevherlerin sıcağı sarsın, teninde eşsiz inciler yeniden değer kazansın. İsterse eşarbından marka sarksın, ayağının altında otomatik şanzımanlı cip olsun. Bunlar ölüme karşı nedir ki! Bunlara sığınabilir, bunlarla ölümü yenebilir misin? Hele bir bak ki, "Senden önce gelenler geride neler bıraktılar, neler!"

Nerede gol kralı olup omuzlarda gezdirilenler, bir kez olsun dokunulmak için milyonlarcasını ardından koşturanlar? Nerede süperstarlar, divalar, virtüözler? Nerede bir düğmeye basıp yüz binlerce insanı bir kaç dakika kavuran pilotlar? Nerede "en üstün" bildiği ırkı hatırına milyonları bir çırpıda evinden yurdundan kovanlar, kurşuna dizenler, soğuğa terk edenler? Nerede o bir emriyle ölüm, bir emriyle hayat verdiğini sanan krallar? Aklını başına devşir de, bi'daha hatırla:"Senden önce gelenler geride neler bıraktılar, neler!"

Başka insanların ölümlerini haber yapıp kanlı sayfalar hazırlayan, yangını ve depremi, erozyonu ve trafik kazasını ilk haber veren olup haber atlatan sen, kameraların kaydettiği cinayet videolarına youtube'larda rekor kırdıran, ölenin ardından en duygulu yazıyı yazmakla övünen, cenazede bile ölümlü olduğunu unutup klişe sloganlar atan, ömrü boyunca hep başkalarını ölürken görerek gülen zavallı, aç gözlerini, bir bak hele ne yazıyor:"Senden önce gelenler geride neler bıraktılar, neler!"

Yeter artık, söz söyleme bundan böyle; sözden ne diye çare ararsın? Ey rüzgârı ölçmeye çalışan! Ey suyu parmak aralarında tutacağını sanan? Ey gerçeğin yerine süslü laflar koymaya kalkışan! Ey "ölüm" diye diye ölümü de eskiten talihsiz! Ey ölenlere ağız yakmayı ölmenin kendisi sayan çaresiz! Hiç öldün mü sen? Öldün mü ki! Kolaysa, bir söz bul da, son sözün olsun. Ölüm gibi, sonrasında başka söze hâcet bırakmasın! Yoksa, sus, sus da,"Senden önce gelenler geride neler bıraktılar, neler!" diyen Rabbin konuşsun. [Duhan, 25]

[Divân-ı Kebîr'in 1872. gazeline nazire olarak yazılmıştır.]

Senai Demirci

Bağlantı

31 Temmuz 2011 Pazar

Hazırmıyızz !!



Heyyy canlarr !!


Hazır mısınız ?


İçiniz kıpır kıpır mı sizin de ?


O çok sevdiğimiz ve bize sonsuz faydalı dost...İşte yine ziyaretimizde, saatler kaldı sadece gelmesine :))


Sürekli şunu düşünüyorum: yeme içme fasıllarından ziyade manevi ikramlarına odaklanmayı nasip etsin Mevlamız...Günahlarımızın affına kurtuluşumuza vesile olsun bu Ramazan...Özlemiştik Onu ,hem de çok :)


Sevgili abimiz (pek çok severim kendisini) Dr.Senai Demirci nin twitter daki bi uyarısını paylaşmak istiyorum sizinle :


"Bir lokmanın bile orucunu bozabileceğini öğrenmişken, sofradan onlarca lokmanın çöpe gitmesine bozulmuyorsan orucun bozuk demektir."


Bu arada Ramazan boyunca Senai abimizle sahurda 3 te Kanal Türk te birlikteyiz...Lütfen imkanı olanlar kaçırmasınlar,harikaa enfess olur zatı muhteremin programları :) Ve hatta şu köşe yazısına bi tık yapıp ferahlayınız dostlar :)Ben ferahladım çünkü,bu yazıyı bu sabah bana pas eden kankama da sevgiler bu arada :))


Dipçik notum da şudur ki, bannerımdaki mozaik içinde "bilgece sözler ... v.s. " yazıyor ya yukarıda hani. İşte onlar Senai abimizin bizzat bana imzaladığı kitaptaki kendi el yazısıdır.Aramızdaki muhabbet o an somutlaşmıştır :D Abartmayıp saygılar diyeyim kendisine :))


Evett dostlar sayılı günler başlıyor , ben heyecanlıyım,planlarımızı yaptık kankalarımla vee arındır bizi mübarek sultan diyoruz :))


Sevgiler ,selametler hepinize !

28 Temmuz 2011 Perşembe

Tazekahve at home !

Merhaba şekerler ballar hatta ve hatta çikolata kaplı gofretlerr ! :D
Bakın böyle hitapların bi dezavantajı var ki insanın yazdıktan sonra canı çekiyor.Şimdi bi çikolatalı gofret olsa yemez miydik be dostlar ! Kahvenin yanında süper gider değil mi :) Neyse ki tedarik edebiliriz birazdan :) Devlet Bahçeli amcamızın püskevit ( ben de böyle telaffuz ederim bu arada:) )alamayan bebişlerinden değiliz şükür :) Yani giriş kısmı anca bu kadar dallandırılıp budaklandırılır.
Sevgili dostlar anladığınız üzree Tazekahve geri döndü ! Temizlik v.s. sorumluluklarını tamamlayıp bloğuna koştu...Çok özledim ben siziii...Çocukluğumun çizgi film kahramanı Elmayra hararetiyle sarıp sarmalayasım,size kapı cıyırtısından post yazasım var.
Hadi bakalım Tazekahve göreceğiz seni de kızım , fos çıkmasın da bu hayalin :))İç sesim de böyle dese de hep birlikteyiz artık dostlar inş.
Ne üzerine yoğunlaşalım bakalım ? Biraz takı giyim kuşam v.s. kadınsal mevzularla kafaları mı dağıtalım ? Yoksa gelen Ramazan deyip okuyup güzelleşelim mi ? Bu arada şu yandaki kitap Ölüm ve Sonrası biteli asırlar geçti onu anlatıcam size bi ara :) Kankalar sanırım 2. tercihe yönelsek şu ara isabettir ki gelen güzell Ramazan dır :)Her gününün her saati ayrı bi kıymettedir.Ohh onu ne özlemiştim,en az sizler kadar :)) Çok ciddiyetle hazır olmak istiyorum ona inş. sizlerle birlikte tabi dostlarım :)
Hoşgeldin deyince Ege Denizi,selamını almak düşmüştü İzmir kıyılarında :)

Evet evet artık birlikteyiz dostlar :))

Selamlar sevgiler ! :))